Bursa Ulu Cami: Yirmi Kubbeli Osmanlı Mabedi
2026-10-28 · Camideyiz

Bursa'nın tarihî çarşısının tam ortasında, Atatürk Caddesi'nin kenarında yükselen Ulu Cami, şehrin en tanınmış simgelerinden biridir. Dışarıdan bakınca sade ve ağırbaşlı bir taş yapı görürsünüz; içeri girdiğinizde ise kubbelerin altında bir ayak ormanı, ortada şırıldayan bir şadırvan ve duvarları baştan sona kaplayan yazılarla karşılaşırsınız. Osmanlı Devleti'nin ilk başkentinde yapılan bu cami, altı yüz yılı aşkın bir süredir cemaat ağırlar.
Kısa tarih
Camiyi Osmanlı padişahı I. Bayezid, yani halk arasındaki adıyla Yıldırım Bayezid yaptırdı. Kültür Portalı'na göre inşaata, Yıldırım'ın 1396'daki (hicrî 798) Niğbolu zaferinin ardından başlandı. Bu zaferle ilgili çok bilinen bir rivayet vardır: Padişah savaştan önce, kazanırsa yirmi cami yaptıracağını adamış. Zaferden sonra yirmi ayrı cami yerine yirmi kubbeli tek bir cami yaptırarak adağını yerine getirmiş. Bu anlatı belgeye değil, halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan söylenceye dayanır.
Caminin yapılış tarihini veren ayrı bir kitâbe (yazıt) yoktur. Bitiş tarihi, minberin kapısı üzerindeki yazıdan öğrenilir: hicrî 802, yani miladi 1399-1400. Bu yüzden kaynaklar yapım dönemini kimi zaman 1396-1399, kimi zaman 1396-1400 olarak verir.
Mimarın kim olduğu kesin olarak bilinmez. TDV İslâm Ansiklopedisi, yapının yapının mimarı olarak Ali Neccâr ile Hacı İvaz Paşa'nın adlarını anar; bazı kaynaklar ise yalnızca Ali Neccâr'ın adını verir.
Cami bitirildikten kısa süre sonra zor günler yaşadı. Yıldırım Bayezid 1402'de Ankara Savaşı'nda Timur'a yenildi ve Bursa işgal edildi. Ardından gelen taht kavgaları döneminde (Fetret Devri) Karamanoğlu Mehmed Bey şehri kuşattı. Bu karışık yıllarda caminin dış duvarlarının dibine odun yığılıp yakıldığı aktarılır.
Yapı yüzyıllar boyunca defalarca onarıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi 1494'ten 1742'ye uzanan pek çok tamir tarihi sayar. En ağır darbe ise 1855 Bursa depremi oldu: Kubbelerin büyük bölümü çöktü. Depremin ardından yapılan kapsamlı onarım sırasında İstanbul'dan gelen hattatlar duvar yazılarını yeniledi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bu onarım için 907.500 kuruş harcandı ve cami 1862'de yeniden ibadete açıldı. Bazı kaynaklarda onarımların 1889'da tamamlandığı yazar; bu tarih, minarelerin ahşap külahlarının (sivri tepe kısımlarının) yandığı yangının yılıyla da örtüşür. Yangından sonra külahlar kâgir olarak yeniden yapıldı.
Bursa Ulu Cami'nin mimari özellikleri
Ulu Cami, "çok ayaklı cami" denen planın en anıtsal örneği sayılır. Bu planda geniş bir iç mekân, tek büyük kubbe yerine çok sayıda ayağın taşıdığı küçük kubbelerle örtülür.
Yirmi kubbe, on iki ayak: Caminin iç alanı yaklaşık 55 × 69 metrelik bir dikdörtgendir. Üzerini beşer kubbelik dört sıra hâlinde dizilmiş yirmi kubbe örter. Kubbeler, kare kesitli on iki kalın ayağa (pâyeye) oturur. TDV İslâm Ansiklopedisi her kubbenin çapını yaklaşık 11 metre olarak verir. Kültür Portalı'na göre toplam iç alan 3.165 metrekaredir ve cami ülkemizdeki ulu camiler arasında en büyüğü kabul edilir.
İç şadırvan: Caminin en dikkat çekici özelliklerinden biri, abdest almak için yapılan şadırvanın avluda değil, içeride, orta kubbelerden birinin altında olmasıdır. Bu kubbenin tepesi eskiden açıktı; ışık ve hava buradan girerdi. Kültür Portalı, açıklığın son yıllarda camla kapatıldığını belirtir. Havuzun kaç köşeli olduğu kaynaklarda farklı verilir: TDV İslâm Ansiklopedisi on iki, Kültür Portalı on altı, bazı kaynaklar on sekiz köşeden söz eder.
Minareler: Kuzey cephenin iki köşesinde birer minare vardır. Batıdakini Yıldırım Bayezid yaptırmıştır. Doğudakinin ise Kültür Portalı'na göre Çelebi Sultan Mehmed döneminde yapıldığı söylenir; TDV İslâm Ansiklopedisi bu minarenin bir süre yarım kaldığını, "güdük minare" diye anıldığını ve Yavuz Sultan Selim döneminde tamamlanmış olabileceğini de not eder. Minarelerin gövdesi tuğladır.
Minber: Mihrabın yanındaki ceviz minber, kündekâri tekniğinin en ünlü örneklerindendir. Kündekâri, küçük ağaç parçalarının çivi ya da tutkal kullanılmadan, birbirine geçirilerek geometrik desenler oluşturacak biçimde birleştirildiği bir ahşap işçiliğidir. Minberi Antepli Hacı Mehmed bin Abdülaziz adlı bir usta yapmıştır; ustanın adı minberin yanında yazılıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, minberin 6666 parçadan oluştuğunu aktarır; bu sayının Kur'an'daki âyet sayısına denk geldiği ise halk arasında anlatılan bir rivayettir. Minberin doğu yüzündeki desenlerin güneş sistemini, batı yüzündekilerin ise galaksiyi anlattığı da sıkça söylenir; bu yorum 1980 yılında ortaya atılmış bir iddiadır ve tartışmalıdır.
Kâbe örtüsü: Kültür Portalı'na göre Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden sonra Kâbe kapısının eski örtüsünü Bursa'ya göndererek Ulu Cami'ye bağışlamıştır. Örtü bugün de caminin içinde asılıdır.
Müezzinlerin ezan ve tekbir okuduğu yüksek bölüm olan müezzin mahfili 1549'da sekiz ince direk üzerine yapılmıştır. Mihrabın tarihi kaynaklarda farklı verilir; Kültür Portalı 1751'i, bazı kaynaklar 1572'yi anar.
Hat levhaları: bir hat müzesi
Ulu Cami'yi benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri hat, yani güzel yazı sanatıdır. Ayakların her yüzünde, duvarlarda ve levhalarda Allah'ın güzel isimleri (Esmâ-i Hüsnâ), âyetler ve hadisler yazılıdır. Bu yüzden cami çoğu zaman bir hat müzesine benzetilir. Kültür Portalı, camide 41 hattatın elinden çıkmış, 87 levha hâlinde toplam 192 yazı bulunduğunu belirtir.
Levhalar arasında Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Abdülfettah Efendi, Mehmed Şefik Bey ve Sâmi Efendi gibi ustaların imzası görülür. Camide II. Mahmud'un yazdığı bir levha da vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre yazıların bir kısmı 1855 depreminden sonra onarılmış, bazıları ise tamamen silinerek baştan yazılmıştır. Camide tarihi bilinen en eski yazı ise müezzin mahfilinin merdiveni altındaki, 1549 tarihli bir şiirdir.
UNESCO Dünya Mirası
Ulu Cami, 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" alanının bir parçasıdır. Bu miras alanı; Orhan Gazi Külliyesi ve çevresini kapsayan Hanlar Bölgesi, dört sultan külliyesi (Hüdavendigâr, Yıldırım, Yeşil ve Muradiye) ile Cumalıkızık köyünden oluşur. Ulu Cami, Hanlar Bölgesi'nin içinde yer alır. UNESCO, Bursa'yı külliyelerin çevresinde biçimlenen ilk Osmanlı şehri olarak tanımlar.
Ziyaret ve ulaşım
Kültür Portalı caminin adresini Atatürk Caddesi, Osmangazi/Bursa olarak verir ve yapının PTT'nin karşısında olduğunu belirtir. Cami, tarihî çarşı ve hanlar bölgesinin içindedir; Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Bedesten de caminin kuzeyinde, çarşının içindedir. Yürüme mesafesindeki Orhan Gazi Camii ile birlikte gezilebilir; aynı ilçedeki Muradiye Camii de görülmeye değer. Ayrıntılar için Ulu Cami sayfamıza bakabilirsiniz.
Ulu Cami her şeyden önce bir ibadet yeridir. Ziyaretinizi namaz vakitlerinin dışına denk getirmek, hem sizin hem de cemaatin huzuru için iyi olur. Cuma namazı öncesinde ve sırasında turistik ziyaret yapılmamalıdır. Güncel ziyaret düzeni için cami görevlilerine veya Bursa İl Müftülüğü'ne danışmanızı öneririz.
Camiye girmeden önce ayakkabılar çıkarılır. Omuzları ve dizleri örten giysiler tercih edilmeli, kadın ziyaretçiler başlarını örtmelidir; girişte ödünç örtü bulunabilir. İçeride alçak sesle konuşmaya, namaz kılanların önünden geçmemeye ve flaşla fotoğraf çekmemeye özen gösterilmelidir. Cemaate katılmak isteyenler namaz rehberimize göz atabilir.
Osmanlı'nın büyük camilerini merak edenler Selimiye Camii, Süleymaniye Camii ve Sultanahmet Camii yazılarımızı da okuyabilir.
Bursa Ulu Cami namaz vakitleri
Cami Osmangazi ilçesinde olduğundan Osmangazi için açıklanan vakitler burada da geçerlidir. Günlük ezan saatlerini Osmangazi namaz vakitleri, Cuma ezanını Osmangazi Cuma namazı saati sayfasından takip edebilirsiniz.
Kaynaklar
- Ulucami (Bursa Ulucamii bölümü) - TDV İslâm Ansiklopedisi
- Bursa Ulu Cami - Vikipedi
- Grand Mosque of Bursa - Wikipedia
- Bursa Ulu Cami - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı
- Bursa and Cumalıkızık: the Birth of the Ottoman Empire - UNESCO Dünya Mirası Merkezi
- Bursa'yı kuşatan 700 yıllık zenginlik: Hanlar Bölgesi - Anadolu Ajansı